HOMEPREVIOUS NEXT
Okut

KUR'AN: YÂSIN SURE; Sure 36, Ayet 18


Ahmed Raza Khan: Mohammed Aqib Qadri:
They (the people of the city) said, "We think you are ominous; indeed, if you do not desist, we shall surely stone you to death, and you will surely face a grievous torture at our hands."


Elmalılı-orijinal 36:18. Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vaz geçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azâb dokunur

Elmalılı 36:18 - Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

DiyanetMeali 36:18. "Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.

DiyanetVakfı 36:18. (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.

Ömer.N.Bilmen 36:18 (O münkirler de) Dediler ki: «Biz sizinle teşe'ümde bulunduk. Andolsun ki, eğer vazgeçmez iseniz elbette sizi taşlayacağız. Ve elbette ki, bizim tarafımızdan size pek acıklı bir azap dokunacaktır.»

SuatYıldırım 36:18 – Ahâli dedi ki: “Uğursuzsunuz siz, şayet vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz.”

İbni Kesir 36:18 Doğrusu, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır, dediler.

Muhammed Esed 36:18 [Ötekiler,] “Doğrusu,” dediler, “bize uğursuzluk getirdiniz! [Dipnot 12] Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!”

[Dipnot 12] Tetayyernâ bikum ifadesinin açıklaması için bkz. sure 7, not 95. [sure 7 not 95: Tetayyera bihî ifadesi “ona bir uğursuzluk yakıştırdı”, “uğursuzluğu ondan bildi” anlamına geliyor. Kuşların uçuşlarına -uçuş yönlerine, uçuş biçimlerine- bakarak gelecekten haber vermek ya da kehanette bulunmak İslam öncesi dönemlerde Araplar arasında yaygın bir âdetti. Bundan olacak ki, tâir (uçan şey, kuş) sözcüğü klasik Arapça'da çoğu zaman, iyi ya da kötü her iki yönde “kader, alınyazısı” ya da “talih, kısmet” karşılığı olarak kullanılır. Nitekim, yukarıdaki ayetin sonraki cümlesinde de (“onların [kötü] talihi (ya da kaderi) Allah tarafından [lafzen, “Allah ile”] yazılmıştır”) sözcük bu anlamda kullanılmaktadır. Bu mecazî anlamıyla tâir ya da tayr sözcüğü fiil türevleriyle birlikte şu ayetlerde de geçmektedir: 3:49, 5:110, 17:13, 27:47, 36:18-19.]